27 Şubat 2021 Cumartesi

 

SENİ TETİKLEYENE KULAK VER

Merak duygusu, insanın ne olursa olsun geri duramadığı en baskın duygulardan biridir. Sürekli bilmek, araştırmak isteği içerisinde olmamız, bu amaca hizmet eden her türlü eylemlerimizi muvaffakiyetle buluşturmamızda oldukça yeterli bir güce sahiptir diyebilirim. Merak ettiğimiz bir şey, bir kişi veya bir yer olabilirken geniş yelpazede kocaman bir kültür olabilmektedir. Yalnızca kendi ülkemizin diğer bölgelerini bile büyük bir merakla uzun uzadıya incelemek gayreti, tekrar eden hâliyle bizi sarabiliyorken; başka ülkelerin soluduğu hava ve milletinin sahip olduğu değerler, her halükârda yoğun ilgimizi ve derin dikkatimizi çekebilmektedir.

Bu merak duygusunun tatmin edilmesinin de birçok yolu vardır. Herkes oturduğu yerden birden kalkıp yola koyulamaz tanımak istediği yeri görmek, gezmek için. Artık internetin kolaylıkla ulaşamadığı bir şey kalmamış gibi. İnsanlar öğrenmek istediği her şeyi oturduğu yerde internet vasıtasıyla öğrenebilmek imkanına sahip olup çeşitli toplumların ve coğrafyaların yaşam koşullarını, inançlarını, sanat anlayışlarını, tüm değer yargılarını öğrenebilirler. Peki bu merak duygusu, kendi kendine oluşan bir şey mi? Her duyguda olduğu gibi bu duygu da bir tetikleyici güçle uyanır. Kendimden örnek vereyim. Kitap okumak, müzik dinlemek, film ve dizi seyretmek, en çok hoşlandığım alışkanlıklarımdan biridir. Düzenli takip ettiğim diziler ve devamlı olarak –her gün veya her hafta- dinlediğim müzik tarzları, her ay elime aldığım bir yeni kitap; kendi dünyama özel tatlar katan, o dünyamda yarattığı renk ve zevk cümbüşüyle zengin anlamlar inşa eden kıymetlerdir. Bu etkilerle gelişen bir de araştırma isteği uyanır içimde. Beni böylesine içine çeken kimya, elbet başka derinlikleri keşfedebilmeme de kaynaklık edecektir.

Üniversiteye yeni başladığım yıl, teyzemin tavsiyesiyle tanıştığım Hint filmleriyle başka bir aydınlanma yaşamıştı beynim. Kalben ve ruhen bir bağlanma hissettim bu filmlere. Senaryoları, kurulan cümleler, söylenilen şarkılar ve kullanılan melodiler, oyuncu performansları ve daha birçok özellikleriyle ilgimi toplayan bu filmler, devamında Hint oyuncularının hayat hikayelerini araştırmamla birlikte, Hint kültürüyle ilgili birçok şeyi de öğrenmeme kadar uzanan bir yolu önüme getirdi. Bir edebiyatçı olarak Sebki Hindi akımı diye bir üslubu da tanıyınca bildiklerimle bu yenisi arasında bağlantı kurabilmiş oldum. Duygu ve anlam derinliğinin yoğun işlendiği Sebki Hindi şiirleri, barındırdığı sembollerle ve mecazlarla insanı düşünmeye sevk ediyor. Anlaşılması güç görülen tamlamalar ve kalıp ifadeler, ilk aşamada beyni ne kadar yorsa da içerdiği derin mana ve saklı hikaye, aydınlığa çıktıktan bir zaman sonra gönlü sarsan ve büyüleyen birer güzelliğe dönüşüyor. Bir şiir örneği verebilirdim şimdi fakat sizi bu yönde araştırmaya yönlendirmek isterim. Bu üslubu tanımak isteyen harekete geçebilir. Asıl dönmek istediğim konu, keşif dünyamızı genişletebileceğimizdir. Öğrenmenin verdiği zevk, tartışmasız sınırsızdır. Bilmek, kişiye değer katar. Boş çuval dik durmaz, diye bir söz var ya hani, insanoğlu kendini boş bırakmamalıdır. İnsan olarak birbirimize katabileceğimiz birçok şey var. Bunların en başında da bilgi gelir. Mevlana’nın bu konuda söylediği o muhteşem söz aklıma gelmişken söyleyeyim: Bir mum, diğer mumu tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.

Gizem ULUKAN CEYLAN


  SANAT ÜZERİNE             Sanatı basitleştirmeyelim, sanat basit değildir. Sanatı basitleştirmek insanı basitleştirmektir. Onu yaratan,...