Okuyanın elinden almayacaksın kitabını!
Çalmayacaksın o keyifli anlarını, bozmayacaksın huzurunu. İnsan olmak okumayı gerektirir; okumak isteği, insan
olmak isteğiyle eşdeğer ve o isteğin direttiği bir şeydir. Alma o kitabı
insanın elinden; bırak insan olsun hakkıyla. O kadar aranılır bir şey oldu ki
“gerçek insan”, korkuyor kalpler ve birkaç meraklı kalabalık; ya kayıp giderse
bu yaratı?
Kıymeti unutmuş, hatta kıymet nedir bilmemiş
“insan görünen” varlıklar; kaygısız, ruhsuz ve kalpsiz bir soy devam ettirecek
ve tüm “gerçek insan” soyu, yok olmayla karşı karşıya gelmeyi göze alacak öyle
mi? Kötülük kazansın, diyecek kadar kafayı yemedi bu yaratı! Bir imtihandır tüm
çirkin fikrin insanları; iyileri parlatmak için bir bahane ve doğa parçasıdır.
Âlim bir tabiatın sana sunduğu, hep bir kolaylık ve somut değerde güzellikler
olsaydı, şükrü de unuturdun mücadeleyi de. Terlemek ve o teri silip tekrar yorulmayı
göze almaktır hayat. Okumanın verdiği yorgunlukla gözlerindeki ağrıya rağmen
vazgeçmediğin bu “insanlık doğası”, ne kadar da büyük bir fazilet, ne büyük
şans.
Okuyanın
elinden alma o kitabı; telafisi olmayan belaya çarpar da kurtarıcı ararsın yanında,
arkanda, sokakta, rüyanda! Hayrı ve dehayı öldüren bir şey varsa kendi elinle
yaptığındır. Bu âlemin ne ile düzene girdiğini unutma. Dilini oku, dilini söyle
ve düşüncelerine ilmi giydir. Basit bir kitap değildir okuduğun; bir dilin var
olduğunu, o dilin hükmettiği yaşam biçiminin özünü kavramak fırsatıdır.
Gizem ULUKAN CEYLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder