SENİ TETİKLEYENE KULAK VER
Merak
duygusu, insanın ne olursa olsun geri duramadığı en baskın duygulardan biridir.
Sürekli bilmek, araştırmak isteği içerisinde olmamız, bu amaca hizmet eden her
türlü eylemlerimizi muvaffakiyetle buluşturmamızda oldukça yeterli bir güce
sahiptir diyebilirim. Merak ettiğimiz bir şey, bir kişi veya bir yer
olabilirken geniş yelpazede kocaman bir kültür olabilmektedir. Yalnızca kendi
ülkemizin diğer bölgelerini bile büyük bir merakla uzun uzadıya incelemek
gayreti, tekrar eden hâliyle bizi sarabiliyorken; başka ülkelerin soluduğu hava
ve milletinin sahip olduğu değerler, her halükârda yoğun ilgimizi ve derin
dikkatimizi çekebilmektedir.
Bu
merak duygusunun tatmin edilmesinin de birçok yolu vardır. Herkes oturduğu
yerden birden kalkıp yola koyulamaz tanımak istediği yeri görmek, gezmek için.
Artık internetin kolaylıkla ulaşamadığı bir şey kalmamış gibi. İnsanlar
öğrenmek istediği her şeyi oturduğu yerde internet vasıtasıyla öğrenebilmek
imkanına sahip olup çeşitli toplumların ve coğrafyaların yaşam koşullarını,
inançlarını, sanat anlayışlarını, tüm değer yargılarını öğrenebilirler. Peki bu
merak duygusu, kendi kendine oluşan bir şey mi? Her duyguda olduğu gibi bu
duygu da bir tetikleyici güçle uyanır. Kendimden örnek vereyim. Kitap okumak,
müzik dinlemek, film ve dizi seyretmek, en çok hoşlandığım alışkanlıklarımdan
biridir. Düzenli takip ettiğim diziler ve devamlı olarak –her gün veya her
hafta- dinlediğim müzik tarzları, her ay elime aldığım bir yeni kitap; kendi
dünyama özel tatlar katan, o dünyamda yarattığı renk ve zevk cümbüşüyle zengin
anlamlar inşa eden kıymetlerdir. Bu etkilerle gelişen bir de araştırma isteği
uyanır içimde. Beni böylesine içine çeken kimya, elbet başka derinlikleri
keşfedebilmeme de kaynaklık edecektir.
Üniversiteye
yeni başladığım yıl, teyzemin tavsiyesiyle tanıştığım Hint filmleriyle başka
bir aydınlanma yaşamıştı beynim. Kalben ve ruhen bir bağlanma hissettim bu
filmlere. Senaryoları, kurulan cümleler, söylenilen şarkılar ve kullanılan
melodiler, oyuncu performansları ve daha birçok özellikleriyle ilgimi toplayan
bu filmler, devamında Hint oyuncularının hayat hikayelerini araştırmamla
birlikte, Hint kültürüyle ilgili birçok şeyi de öğrenmeme kadar uzanan bir yolu
önüme getirdi. Bir edebiyatçı olarak Sebki Hindi akımı diye bir üslubu da
tanıyınca bildiklerimle bu yenisi arasında bağlantı kurabilmiş oldum. Duygu ve
anlam derinliğinin yoğun işlendiği Sebki Hindi şiirleri, barındırdığı
sembollerle ve mecazlarla insanı düşünmeye sevk ediyor. Anlaşılması güç görülen
tamlamalar ve kalıp ifadeler, ilk aşamada beyni ne kadar yorsa da içerdiği
derin mana ve saklı hikaye, aydınlığa çıktıktan bir zaman sonra gönlü sarsan ve
büyüleyen birer güzelliğe dönüşüyor. Bir şiir örneği verebilirdim şimdi fakat
sizi bu yönde araştırmaya yönlendirmek isterim. Bu üslubu tanımak isteyen
harekete geçebilir. Asıl dönmek istediğim konu, keşif dünyamızı
genişletebileceğimizdir. Öğrenmenin verdiği zevk, tartışmasız sınırsızdır.
Bilmek, kişiye değer katar. Boş çuval dik durmaz, diye bir söz var ya hani,
insanoğlu kendini boş bırakmamalıdır. İnsan olarak birbirimize katabileceğimiz
birçok şey var. Bunların en başında da bilgi gelir. Mevlana’nın bu konuda
söylediği o muhteşem söz aklıma gelmişken söyleyeyim: Bir mum, diğer mumu
tutuşturmakla ışığından bir şey kaybetmez.
Gizem
ULUKAN CEYLAN
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder